İletişim Bozuklukları

Neslim Güvendeğer Doksat      25 Aralık 2013 Çarşamba      18899

 

İletişim Bozuklukları (Konuşma Bozuklukları)

 

SÖZEL ANLATIM BOZUKLUĞU – Konuşma Bozuklukları


Bu hastalıkta çocuğun kelime dağarcığı çok sınırlıdır. Sözel ifâde yeteneği sözel olmayan zekâ yeteneği ve dili idrak etme yeteneğinden önemli ölçüde geridir. Dilbilgisi açısından kullanılan zaman kiplerinde hatalar yapılır. Kelimeleri hatırlamakta yâhut uygun ve gelişmiş cümle kurmakta zorlanırlar. Soyut ve karmaşık kavramların ifâde edilmesinde sorun yaşarlar.

Bu sorun, çocuğun okul başarısını ve sosyal iletişimini bozar.

3 yaşın altındaki çocukların %10-15′de sözel ifâde yeteneğinde gerilik ortaya çıkar. Bunlar “geç konuşan çocuklar” olarak adlandırılır. Bu çocukların %50-80′i zaman içinde normâl konuşma hızına ve seviyesine ulaşır. Bâzılarında ise konuşma sorunu erişkin hayatta da devam eder.

Okul çağı çocuklarında Gelişimsel Sözel Anlatım Bozukluğu’nun görülme oranı %3-7′dir. Erkeklerde daha sıktır. Okul öncesi çocukla-rında bu tabloya sıklıkla Fonolojik Bozukluk (telâffuz hataları) ve Gelişimsel Koordinasyon Bozukluğu eşlik eder (hareketlerin âhengi nin gerçekleştirilememesi). Okul döneminde ek olarak, Okuma Bozukluğu ve Yazılı İfâde Bozukluğu ortaya çıkabilir.

Birlikte görülen psikiyatrik bozukluklar arasında en fazla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yer alır. İdrakte, motor becerilerde ve dikkatte sorunlar gibi silik nörolojik alâmetler sıklıkla mevcuttur.

Seyir
Geç konuşan çocuklar normâl konuşma hızını yakalasalar da, okul döneminde “öğrenme bozuklukları” açısından risk altındadırlar.

Sözel Anlatım Bozukluğu okulun ilk senelerinde de devam ediyorsa seyir daha da olumsuz etkilenmektedir. Kişiler arası iletişim ve akademik başarı zedelenir. Okuma ve dikkat sorunu eklenebilir. Ergenlik döneminde çocukların çoğunluğu, günlük iletişimi sürdürmeye yetecek kadar lisan becerisini kazanabilir. Ancak, karmaşık ifâdeleri gerektiren konuşmalarda zorlanabilirler. Bu bozukluğun seyri, karışık dili idrak etme-sözel anlatım bozukluğundan genel olarak daha iyidir.

Tedavi
Konuşma gecikmesi ısrar ettiği takdirde, 4–5 yaş civarında konuşma eğitimine başlanır.

 

KARIŞIK, DİLİ İDRAK ETME – SÖZEL ANLATIM BOZUKLUĞU


Çocuğun dili idrak etme ve sözel ifâde becerisi, sözel olmayan zekâ kapasitesinin gerisindedir. Sözel ifâde yeteneğinde, kelimeleri ve bâzı cümleleri anlamasında güçlük vardır. Kelime dağarcığı ve karmaşık cümle kurabilme yeteneği geridir. Ek olarak, sesleri ve âni ses değişimlerini ayırt etmede sorun yaşarlar. Seslerin sembolize ettiği çağrışımları tam olarak idrak edemezler. Özellikle soyut kelimelerin mânâlarını anlamakta zorlanırlar. Başkalarının sorularını ve yorumlarını anlayamayabilirler. Karmaşık açıklamaları hatalı yorumlayabilirler. Bu nedenle sorulan soruya mantıksız ve uygun olmayan cevaplar verdikleri olur. Bu sorunlar çocuğun okul başarısını ve sosyal iletişimini olumsuz şekilde etkiler. Çevredeki insanlar bu anlama sorunu-nu, çocuğun inatçılığına, dikkatsizliğine veya davranış sorunlarına bağlıymış gibi yorumlayabilir.

Gelişimsel tipteki bu bozukluğun bilinen bir sebebi yoktur. Çeşitli biyolojik ve çevresel sebeplere bağlı olabilir. Bu çocukların sinir-gelişimsel açıdan olgunlaşmalarında gecikme olduğu tesbit edilmiştir. Genetik faktörlerin rol oynadığı bilinmektedir. Genel olarak nörobiyolojik kökenli olduğu düşünülmektedir. Okul öncesi çocuklarda %5, okul çocuklarında ise %3 sıklıkla rastlanır. Erkeklerde daha sık görülür.

Sıklıkla Fonolojik Bozukluk ve okuma bozukluğuyla bir aradadır. Okul öncesi çocukların %40-60′ına Fonolojik Bozukluk eşlik ederken, okul çocuklarının %50′sinde okuma bozukluğuyla beraber görülebilir. Bâzı çocuklarda ise kekemelik, Yazılı İfâde Bozukluğu ve Gelişimsel Koordinasyon Bozukluğu da bir arada olabilir. Ek psikiyatrik tanılar arasında %30–60 sıklıkla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yer alır. Davranışsal sorunlar sık görülür.

Seyir
Lisanın sâdece ekspresif (ifâdeyle ilgili) alanındaki gecikme tablosuna nazaran, bu bozukluğun seyri daha kötüdür. Okul döneminde, konuşma ve anlama yeteneği açısından akranlarından geri kalabilirler. Erken dönemdeki sosyal jestler, lisanın reseptif (algısal) yönü ve sözel olmayan zekâ düzeyi ne kadar iyi ise seyir o kadar olumlu olarak etkilenir.

Okul çocuklarında benlik saygısında azalma, akademik becerilerde yetersizlik, sosyal açıdan kendini izole etme davranışları sıkça görülür. Ergenlik ve erişkinlik döneminde de bu sorunlar genellikle devam eder. Bu durum meslekî yönelimleri sınırlayabilir. Anksiyete bozukluğu, antisosyal davranışlar gibi sorunlar ileri dönemde tabloya eklenebilir.

Tedavi
Tedavide konuşma eğitimi esastır. Okul öncesi çocuklarda hem sosyal iletişime hem de erken dönem ön okuma becerilerine ağırlık verilir. Akademik ve sosyal açıdan özel eğitim desteğinin de tedavideki yeri önemlidir. Kullanılan kelimeleri ve cümle yapısının basitleştirilmesi denenebilir. Konuşurken eylem içeren fiillerin sık tekrar edilmesi anlama yeteneğini güçlendirebilir.

 

FONOLOJİK BOZUKLUK


Bu bozuklukta çocuk yaşına ve lehçesine uygun olacak şekilde gelişimsel olarak çıkartması beklenen konuşma seslerini çıkartamaz. Örneğin, kelimeyi telâffuz ederken yanlış sesleri çıkartır, yanlış sesleri kullanır, bir sesin yerine başka bir ses söyleyebilir. “k” sesi yerine “t” sesini telaffuz edebilir. Bâzı durumlarda kelimelerin sonundaki sessiz harfi, bâzen de hecelerin birini söylemeyebilir. Çocuğun söylemek istediği kelime tam olarak anlaşılmaz.

Gelişimsel olarak her çocukta konuşma becerileri tam oturuşana kadar bâzı seslerin telâffuzunda sorun görülebilir. 4 yaşından sonra, söz konusu olan telâffuz sorunlarının sık olarak devam etmesi ve konuşmanın anlaşılmasını olumsuz şekilde etkilemesi durumunda bu teşhis konur. Sorunun daha hafif olduğu vak’alarda teşhis 7 yaşına kadar gecikebilir. Bu bozukluk genel olarak okul başarısını, sosyal etkileşimi olumsuz etkiler.

Fonolojik Bozukluk çocuklarda en sık görülen iletişim bozukluğudur. Okul öncesi çocukların %10-15′inde rastlanırken, okul çocuklarının %6′sında görülür.

Fonolojik Bozukluğu olan çocukların %50′sine Sözel Anlatım Bozukluğu, %10-40′ına ise dili idrak etme sorunu eşlik eder.

Tedavi ve Seyir
Konuşma eğitimi önemli rol oynar. Orta ve ağır düzeydeki vak’alar bütün ilköğretim dönemi boyunca bu eğitime ihtiyaç duyar. Genellikle, tedavi sonrasında çocukların çoğunun konuşması “anlaşılır” düzeye gelir. Bâzı vak’alar sonraki yıllarda daha ileri düzeyde bir konuşma eğitimine ihtiyaç duyabilirler.

 

KEKEMELİK
Konuşmanın olağan akıcılığında bozukluk söz konusudur. Klinik değerlendirmede şu özellikler dikkati çeker:
- Hecelerde ve seslerde tekrarlamalar;
- Bâzı sesleri uzatma;
- Kelimelerin parçalanması;
- Kelimenin telâffuzu esnasında konuşmaya ara verme, bloklar (takılıp kalmalar);
- Söylenmesi zor olan kelimelerden kaçınmak adına bunların yerine başka kelimeleri kullanma;
- Kelimeleri aşırı derecede fiziksel bir gerginlikle ifâde etme;
- Tek heceli kelimelerin tekrarları, örneğin “be-be-be-ben oraya gittim” gibi.

Konuşmanın akıcılığındaki bozukluk çocuğun okul başarısını veya sosyal iletişimi olumsuz etkiler.

Tedavi ve Seyir
Kekemelik genel olarak 2–7 yaşında başlar. En sıklıkla 3–4 yaşlarında görülür. Bâzı çocuklarda 2–3.5 yaş civarında geçici olarak, gelişimsel bir kekemelik tablosu gelişebilir. Bu durum, o yaşlardaki düşünce hızının, sözel olarak ifâde etme yeteneğinden daha hızlı olmasıyla izah edilebilmektedir. Geçici olan bu süreç, sözel ifâde yeteneğinin hızlanmasıyla birkaç ay içerisinde kendiliğinden düzelir. Bu tip gelişimsel kekemelikler genellikle kelime veya kelime gruplarının tekrarıyla karakterizedir. Gelişimsel olmayan tip Kekemelik’te ise sıklıkla ses ve hece tekrarlarına rastlanır (örneğin “gggg-ge-ge geliyorum vb.). Israr eden kekemeliğin diğer özellikleri arasında ses uzatmaları, kelimenin telâffuzu esnasında bloklar, doğru sesi çıkartmak için göz kırpma ve yüzde kasılmayı kapsayan mücadeleci davranışların mevcudiyeti söz konusudur.

Tedavide konuşma akıcılığındaki sorun ilk bir yıl içinde azaldığı takdirde, seyir daha olumludur. Düzelme genellikle ergenlik döneminde görülür.

Ortalama olarak her 30 çocuğun birinde kekemelik görülürken, ergenlik döneminde bu sıklık %0.8′e düşer. Erkeklerde daha sıklıkla görülür. Kronik olan vak’alar, iletişim kurmanın mecburî olduğu stresli ortamlarda daha fazla kekelerler. Stres veya gerginlik kekemeliği alevlendirmekle birlikte, tablonun ortaya çıkmasına sebep olmaz.

Geçmişte kekemeliğin öğrenilmiş bir davranış olduğu düşünülmesine rağmen günümüzde, altta yatan biyolojik sebeplerin varlığına dâir görüş daha fazla kabûl edilmektedir. Kekeleyen kişilerin gırtlak işlevlerinin konuşması normâl olan insanlardan daha farklı olduğu bulunmuştur. Ek olarak, âilevî faktörlerin mevcudiyeti de tesbit edilmiş olup, birinci dereceden akrabalar arasında kekemelik görülme ihtimâlinin normâl popülasyona oranla üç kat daha fazla olduğu saptanmıştır.

 

Sonuç olarak, kekemeliğin ortaya çıkmasında birden fazla etkenin rol oynadığı kanaatine varılmıştır. Bunlar arasında biyolojik yatkınlık, çevresel beklentiler ve kişinin mizaç özellikleri sayılmaktadır.


Tedavisinde gerginliği azaltacak ilâçların tam anlamıyla etkili olmadığı anlaşılmıştır. En yaygın kullanılan ve etkili olan tedavi yöntemi konuşma terapisidir. Bu yöntemde, konuşmanın akıcılığının temini, hastanın kaçınma davranışı geliştirmeden daha az gerginlikle konuşmasının sağlanması hedeflenir.

 

Özetle şunu söyleyebiliriz ki, çocuğumuzun konuşma ve sosyal gelişimin bebeklikten itibâren yakından takip edilmelidir. En ufak bir sorun varsa bir çocuk ve ergen psikiyatrına başvurarak, erken dönemde profesyonel destek alınması şarttır.


 

Doçent Dr. Neslim Güvendeğer Doksat

Paylaş Paylaş
Yeni Eklenen Yazılar

Kerem Doksat Show TV de Zahide Yetiş ile 2

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat, DÜNYA KADINLAR GÜNÜ sebebiyle, 08.03.2016 tarihinde Show Tv'de Cahide Yetiş ile canlı...

Kerem Doksat Show TV de Zahide Yetiş ile

https://youtu.be/T4u3Ni2y7Bs...

Kerem Doksat Show TV de Zahide Yetiş ile 1

https://youtu.be/8AQsrmb31ZY...

SİGARA BIRAKMA VE HİPNOZ TEKNİĞİ

KEREM DOKSAT'TAN, UYGULAMALI SİGARA BIRAKMA HİPNOZ TEKNİĞİ. ...

ÇOCUKTA CİNSEL TACİZİ DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞME TEKNİĞİ

NESLİM DOKSAT, 2015 ŞİDDETİ ANLAMAK KONGRESİNDE ÇOCUKLARDA CİNSEL TACİZİ DEĞERLENDİRMEYE YÖNELİK KURS VERİYOR. ...

Web Tasarım Sapka.org   ©