Psikiyatri Merkezi Telefonu

 

Okul Seçimi ve Okula Hazırlık Konusunda Nelere Dikkat Edilmeli

 

Okul Seçimi ve Okula Hazırlık Konusunda Nelere Dikkat Edilmeli ?

 

Çocuğun ruhsal açıdan okula hazırlanmasında okul öncesi dönemde âileler nasıl bir yol takip etmeli ?

 


Sabahları âileden ayrılarak okula gidebilmek sağlıklı bir “ayrışma-bireyleşme” sürecini gerektirmektedir.

 

Sağlıklı bir çocuk 6 yaşından itibaren bu süreci tamamlayarak ruhsal açıdan olgunlaşmış olur.

 

Bebekler 6. ilâ 8. aylardan itibâren tanımadıkları kimselerin kucağına gitmekten tedirginlik duymaya, bunun yerine kendi ebeveynini ve/veya bakım verenlerini tercih etmeye başlarlar.

 

3 ilâ 4 yaşında bir çocuk anne ve/veya babasını göremediği zaman huzursuz olur ve onları arar. Bulundukları mekân içinde onların yerini gözleriyle görerek tespitini yaptıktan sonra oyununa devam eder.

 

4 ilâ 6 yaş arasındaysa, ebeveyninin nerede olduğunu seslenerek tayin ettikten sonra oyununa devam edebilir.

 

Bu şekilde olgunlaşma sürecini idâme ettiren çocuk, 6 yaşından itibâren ebeveyninden sağlıklı bir şekilde ayrışıp, birey olabildiği için okuluna gitmek için gönül rahatlığıyla evinden ayrılabilir. Çünkü çok iyi biliyordur ki akşam evine dönecek ve âilesine kavuşacaktır.

 

Bu nedenle, âilelerin öncelikli olarak çocuklarında bu sağlıklı ayrışma-bireyleşme sürecini temin edecek ebeveyn tutumlarını sergilemeleri çok önemlidir.

Bu tutumlar şu şekilde özetlenebilir:


Çocuğunuzun temel bakım ihtiyaçlarını (barınma, beslenme, duygusallık, sağlık, eğitim) bebeklik döneminden itibâren eksiksiz şekilde karşılamaya özen gösterin.

 

Her zaman şefkatli ve anlayışlı olun, ancak sınırlar ve kuralların öğretilmesi hususunda kararlı davranın.

 

Çocuğunuza karşı her zaman net, kararlı ve tutarlı davranın.

 

Aşırı koruyucu ve kollayıcı tutum sergilemeyin. Bu tarz davranışlar çocukta özgüven gelişmesini örseler.

 

4 ilâ 5 yaşından itibâren, yeri geldikçe okulun arkadaşlıklar edinilecek, bilgi öğrenilecek keyifli ve zevkli bir yer olduğuna ve herkesin yaşı gelince okula gideceğine dâir bilgilendirme yapılması çocuğun bu konuya duygusal açıdan hazırlanmasını sağlayacaktır.

 

İlköğretim okulunun seçilmesi ebeveynin kararıyla olmalıdır. Kayıttan sonra okullar açılmadan birkaç ay evvel, âilecek okulun gezilerek çocuğun ısındırılması çok önemlidir. Yine bu dönemde yeri geldikçe özendirici bir şekilde okuldan bahsedilmesi, okul alışverişinin âilecek keyifli bir şekilde yapılması, çocuğun ısınmasını destekleyecek girişimlerdir.

 

Yıllar süren bu okul öncesi hazırlıktan sonra, okulun ilk günü ebeveynin bir veya iki tânesi âdeta bir şölen havası içinde çocuğu okuluna götürüp, sınıf öğretmeniyle tanıştırıp teslim etmelidir. Şâyet ulaşım takip edecek günlerde bir servis aracılığıyla yürütülecekse, ilgili ekiple tanışma ve işbirliği görüşmesi yapılmalıdır. Öğretmene teslimi takiben, dönüş zamanı ve eve ulaşım şekli çocukla bir kez daha konuşulduktan sonra, ebeveyn okuldan ayrılmalıdır.

 

Bireyleşme-olgunlaşma sürecinin ve âile-çocuk ilişkisinin yukarıdaki şekilde yürütülmemiş olması durumunda ise, çocuk âilesinden ayrılmayı ve okulda kalmayı istemez. Bu noktada âilelerin, söz konusu olan eğitim sürecinin bir yaştan sonra herkes için mecburi olduğunu, kendilerinin de benzer şekilde işe gittiklerini, akşama evlerinde tekrar bir araya geleceklerini son derece kararlı ve tutarlı bir şekilde çocuklarına anlatmaları ve davranışsal olarak da bu gerçeğe uygun şekilde davranmaları gereklidir. Alınan bu tedbire rağmen çocuk 2 hafta süreyle hâlen okuluna gitme ve orada kalma fikrine alışamıyorsa o zaman klinik açıdan “okul fobisinden” bahsetmek gerekir.

 

 Okul Seçimi ve Okula Hazırlık Konusunda Nelere Dikkat Edilmeli

 

Okul fobisinin ortaya çıkışında sıklıkla en çok rol oynayan faktörler şunlardır:


—Çocuğun bireyselleşme ve ayrışma sürecini tamamlayamamış olması;


—Âilede anksiyete (endişe) bozukluklarına genetik yatkınlığın olması;


—Âile bireylerinin ciddi bir rahatsızlık veya seyahat gerektiren bir sebep dolayısıyla evden sık sık uzakta olmaları;


—Yakın bir zamanda yeni bir muhite taşınmış olma veya sık sık ikamet değiştirme;


—Anne baba geçimsizliği, âile içinde iletişim sorunlarının mevcudiyeti;


—Ebeveynlerden bir veya ikisinin aşırı evhamlı, koruyucu ve kollayıcı bir tutumda olması;


—Daha büyük çocuklarda ise, öğretmen korkusu veya arkadaşlarla olumsuz olayların yaşanması.

 


Çocukta temelde yatan korku anne ve/veya babasını kaybetme korkusudur. Eğer ebeveynlerde gerçekten bir sağlık sorunu mevcutsa, sık seyahat gerektiren bir âile düzeni varsa, çocuklar ister istemez onları kaybetme kaygısı ve korkusu yaşamaya başlarlar.


Aşırı koruyucu ve kollayıcı ebeveyn tutumunda her şey ebeveyn tarafından yürütülüp organize edildiği için, çocuk kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenemez. Evhamlı ebeveynlerin varlığı durumunda, çocuk evhamlı olmayı sosyal açıdan model alarak öğrenir. Bu durumda kendisinin başına veya ebeveynlerinin başına bir şey gelme korkusunu sürekli olarak yaşamaya başlar. Benzer şekilde sık taşınmak ve yeni bir muhite gelmiş olmak da kendini güvende hissetmeyi örseleyen bir durumdur.


Karıkoca geçimsizliğinin olduğu âilelerde çocuk sürekli olarak ebeveynlerinden birisinin başına bir sorun geleceği kaygısını yaşadığı için o ebeveyni kollama arayışındadır. Dolayısıyla, kendisi okuldayken o ebeveyni kendi kontrolü dışında tutmayı arzu etmez. Ayrılık söz konusu olduğunda ise endişe ve korku duyar.


Okul fobisi olan bir çocuğun yaşı büyüdükçe, anneden ayrılma korkusunun yerini öğretmen korkusu, ders başarısızlığı korkusu ve arkadaşlarla yaşanan tatsız olaylardan uzak kalma arzusu almaya başlar.

 

 

 

Okul fobisinde âileler nasıl bir yol izlemeli


Okulun birinci günü bir ebeveyn sınıfa girebilir, ancak ders saatlerinde dışarı çıkmalıdır. İlk bir iki gün çocuğunu dışarıda bekleyeceğine dâir güvence vererek ders saatlerini koridorda geçirip, teneffüslerde sınıfa gelmelidir. Sonraki birkaç gün, çocuğa yine güvence vererek ders saatlerinde bahçede beklemesi, teneffüslerde çocuğu görmesi uygundur.

 

 

 

Birinci haftadan sonra, ebeveynin çocuğu öğretmene teslim ettikten sonra, ders saatlerinde okulun yakınında bir yerde oyalanması ve birkaç teneffüste bir çocuğu gelip görmesi uygundur. Ebeveyn bu hamlelerinde çocuğu tam bilgilendirmeli ve verdiği sözü mutlaka tutmalıdır.

 

İkinci haftadan sonra artık ebeveyn çocuğunu öğretmene teslim ettikten sonra, okul saatinin bitiminde çocuğunu almaya gelmelidir ve mutlaka verdiği saatte orada olmalıdır.


Okul fobisinde uygulanılması gereken en önemli tutumlarda birisi de çocuğa ikna edici uzun olmayan, net bir açıklama yapıp, davranışsal o

 

larak kararlı davranmaktır. Uzun açıklamalar, uzun cümleler ve ikna etme çabaları işe yaramaktan ziyâde, inat davranışını tetikleyeceği için olumsuz pekiştirici rol oynayacaktır. Bu dönemde ebeveyn saat kaçta nerede olacaklarına dair verdiği sözü mutlaka tutmalıdır.

 

 

Okul Seçimi ve Okula Hazırlık Konusunda Nelere Dikkat Edilmeli

 

Öğretmenlerin bu tür durumlarda çocuk psikolojisi üstündeki etkileri nelerdir, Öğretmenler nasıl olmalıdır?


İlkokul öğretmeni pedagojik formasyon almış ve akademik kalitesi yüksek biri olmalıdır. Aynı zamanda, çocuğun ikinci ebeveyni rolünü üstleneceğinden, anlayışlı, sevecen, çocuğun güvenmesini sağlayacak bir yaklaşımı olmalıdır.

 

Yukarıda ifâde edilen tutumlar uygulanırken öğretmen de âileyle işbirliği içinde olmalı ve çocuğa karşı verilen sözleri her zaman dürüstlükle yerine getirmelidir. Öğretmenlerin, söz dalaşından uzak, güven verici ve kararlı bir davranış tutumu ve tatlı sert bir otorite sergilemeleri esastır.

 

 

 

Öğretmen, eğitim programını ezberden ziyâde araştırmayı teşvik edecek şekilde tasarlamalıdır. İyice anlaşılmayan ders konularını rahatça sorabilmeleri için öğrencileri yüreklendirmelidir. Eve fazlaca ödev vermekten ziyâde, sınıfta öğretmenin desteğiyle bol pratik yapılması desteklenmelidir.

 

Verilen ödevin ve sınıfta yapılan pratiğin öğrenci tarafından anlaşılıp anlaşılmadığının öğretmen tarafından takibi çok değerlidir. Çünkü bâzı öğrenciler mahcup hâttâ utangaç (sosyal fobinin erken safhalarında) oldukları için anlamadıklarını soramazlar. Dersle ilgili anlaşılmayan konular varsa öğrencinin bilgi açısından desteklenmesi çok önemlidir.

 

Öğrenciler arasında yıkıcı bir rekabeti tetiklememek açısından akademik performansın sınıfta anons edilmemesi, öğrencilerin birbiriyle mukayese edilmemesi, her öğrencinin kendi yeteneği doğrultusunda değerlendirilmesi ve desteklenmesi gereklidir.

 

Başarının sözel takdirle ödüllendirilmesi motivasyon açısından teşvik edicidir.

 

Ders dinleme ve izinsiz söz almama disiplininin sağlanması için tatlı-sert bir öğretmen öğrenci iletişimi gereklidir. Anlayışlı, dost, bilgili, prensipli tatlı-sert bir öğretmen modeli öğrencilerde bu disiplinin oturuşmasını kolaylaştırır.

 


Okul Seçimi ve Okula Hazırlık Konusunda Nelere Dikkat Edilmeli Okul fobisini yenmede okulun önemi nedir?


Okul, çocuk için ikinci yuva yerine geçecek bir mekân olduğu için, prensip olarak çocuğa güven veren, sempatik bir yer olmalıdır. Etkin şekilde çalışan bir rehberlik ve araştırma servisinin olması, okul fobisi veya başka ruhsal sorunlarla başa çıkmada onların desteğinin alınması çok önemlidir. Tercihan eve çok uzak olmayan bir okul ideâldir. Çünkü uzak yola gitmek ve sabah çok erken uyanmak gereğinden fazla yorucu olur.


Eğitim şeklinin hazırcılık ve ezberciliğe yönelik değil araştırma, düşünme ve öğrenmeye yönelik olması çok önemlidir. Bu tarz bir eğitim zekânın daha da iyi gelişmesini destekler.

 

Okulun sağlayacağı ek sosyal faaliyetler (müzik, san’at, spor, tiyatro vb.) okula uyumu kolaylaştıracak ve devam arzusunu kuvvetlendirecektir. İlköğretim çağı, çocuğun içindeki temel yeteneklerin keşfedileceği bir dönemdir. O nedenle, imkânları geniş bir okul çocuğun birçok sosyal faaliyetle tanışmasını sağlayacak, özgüvenini destekleyecek ve sağlam bir kişilik geliştirmesine yol açacaktır.

 

Okulun reviri, yemekhânesi, tuvaletleri hijyenik şartlara uygun olmalı, ekip ve eleman donanımı yeterli olmalıdır.
Bu noktada idarî kadronun özellikleri de çok önemlidir. Tüm kadronun sevecen, anlayışlı olması, disiplin kurallarında tatlı-sert otorite yöntemlerinin uygulanması çocuğun iç tutarlılığının gelişmesine zemin oluşturacaktır. Aynı zamanda idarî ekip ve öğretmenlerin âileyle işbirliği içerisinde olması, çocuğun başarısı ve sorunları hakkında âileyi bilgilendiren bir anlayışa sâhip olmaları çok önemlidir.

 

Öğretmen ve sınıf seçiminin çocuk psikolojisi üzerindeki etkileri nedir?


Bizler ilköğretimde, okuldan ziyâde öğretmenin seçiminin çok önemli olduğunu savunuruz. Öğretmen, sâhip olduğu vasıflarla çocuğun saygısını ve güvenini kazanıp kurallara severek ve isteyerek itaat etmesi konusunda kılavuz rolü oynar. Çocuğun, anne ve babasından sonra özdeşim yaptığı en önemli rol figürlerinden birisi sınıf öğretmenidir.


Öğretmenini seven bir çocuk daha keyifli ders çalışır ve daha iyi öğrenir. İlkokul seneleri temel eğitim becerilerinin kazanılmasından sorumludur. Öğretmenini sevmeyen bir çocuk yeterince başarılı olamaz ve giderek derslerinden soğur.

 

 

En az akademik başarı kadar önemli olan sosyal beceri eğitimi ve akran ilişkilerindeki temel yapıtaşları da ilkokul döneminde sınıf öğretmeni aracılığıyla kazanılır. Sosyal kurallara uyma, sıra bekleme, paylaşma, kendini ifade etme becerileri ilkokul ortamında pekişmektedir.

 


Sınıf seçiminde öğrenci sayısının çok fazla olmadığı 20 ilâ 25 kişilik sınıflar en ideâl olanıdır. Bu sâyede öğretmenin her çocuğa ayırabileceği zamanın kalitesi artar.


 


Uz. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat



 İletişim


Tel :

0212 240 16 03  &  0212 240 24 21

 

Mail :

info@doksat.com

 

Adres :

Meşrutiyet Mah. Rumeli Cad. No:16
D.14
 Nişantaşı, Şişli, 
İstanbul

 

  
Sayfa Başı